♥ | Gakuen Alice Fan Club © 2009 | ♥
Türkiye'nin İlk ve Tek Gakuen Alice Fan Sitesine Hoşgeldin!
Forumu ve mesajları görebilmek için üye ol ya da giriş yap.

♥ | Gakuen Alice Fan Club © 2009 | ♥


 
AnasayfaAnasayfa  KapıKapı  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Klasik müzik tarihi

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Ice_Princess
Moderatör
Moderatör
avatar

Kayıt tarihi : 22/04/09
Mesaj Sayısı : 1340
Nerden : Hatay / Antakya
Tavşan : 1607

MesajKonu: Klasik müzik tarihi   Çarş. Mayıs 27, 2009 3:32 pm

Klasik müzik tarihi

Özellikle müzikte olmak üzere,birçok alanda sık sık kullanılan “klasik” kelimesi, ülkelere ve çağlara göre çok değişik gerçeklikleri kapsar. “Klasik”müzik “popüler” veya hafif diye adlandırılan müziklerin karşıtı gibi ele alınabilir ve o zaman Pérotin den (ykl.1200)Pierre Boulez in izleyicilerine (XX.yy sonu) kadar bütün yüksek (veya ciddi)Avrupa müziğini içine alır. Bu bağlamda (Avrupa dışı müziklerin tersine) “klasik” müzik ile “çağdaş”müzik ayrımı yapılabilir ve çağdaş müzik, mesela Debussy’den veya Boulez-Stockhausen kuşağından (1945) başlatılabilir. Aynı şekilde klasik müzik, romantik müzikten,barok müzikten,Rönesans müziğinden ve ortaçağ müziğindende ayrılmaktadır.Ne var ki bu anlamda Lully ve Rameau’nun Versailles klasikçiliği ile Haydn, Mozart ve Beethoven’in Viyana klasikçiliği, ne zaman, ne teknik, nede estetik olarak biribirine karıştırılamaz; hatta bunların birinden ötekine geçişi, çok önemli bir kültür olayı olan “Soytarılar savaşı” (1752 de, Fransız müziği ile İtalyan müziği taraftarları arasında Pariste çıkan sanat kavgası) simgeler.Edebiyatta olduğu gibi müziktede “klasik”teriminin kullanılışı çok eski değildir (ilkin 1800 ler civarı) ve “romantik” teriminden daha sonra kullanıldığı kesindir.Son olarak şunuda belirtelim ki, Goethe’den itibaren, yani XIX.yy’ın başından beri müzikteki klasik-romantik karşıtlığı, zihinleri, özellikle de yazarların zihnini epeyce meşgul etmiştir.

Müzikte son baroğun en büyük temsilcisi olan Bach 1750 de Leipzig de öldüğünde genç Haydn Viyana da ilk eserlerini yazıyordu. Bu olaylar bir yüzyılı iki eşit döneme ayırır. Birinci yarıya Bach hakimdir. İkinci yarıdaysa Haydn yepyeni bir sanat ve toplum bağlamında, Mozart ile birlikte, Viyanayı en azından yaratıcılık açısından, Avrupanın müzik merkezi haline getirir. Bu iki besteci xvııı. yy ın ikinci yarısıyla özdeşleşir. Sonraki kuşaklar geriye dönüp baktıklarında böyle düşüneceklerdir. Özellikle Bach, ortaçağdan ve Rönesans’tan devralınan birikimi en uç noktasına ve zirveye ulaştırmıştır. Oysa onun çağdaşı olan bestecilerin büyük bir kısmı, besteleme tekniklerinin sadeleştirilmesi , armoni ve çokseslilik (kontrpuan) yerine melodiye öncelik verilmesi gibi eğilimler göstermektedir. Bach’ın ölümünden hemen önceki ve hemen sonraki dönemlerde Bach’a oranla kesin bir yüzeysellik görülür. Yeni melodi anlayışı ileride daha da güçlenecektir, ama kompozisyon yoğunluğu bakımından bu yeni anlayışın yol açtığı kayıplar, yeni bir çokseslilik, yeni bir yoğunluk ve yeni bir müzik düşüncesi getiren Haydn ve Mozart dehaları sayesinde ancak 1780’e doğru telafi edilecektir. Haydn ve Mozart yetişme döneminde eserlerinin tek bir notasını bile bilmedikleri Bach’ın üslubundan çok uzaktır. İkisinin de üslubunun ilk belirtileri, Bach’ın ölümünden epeyce önce ortaya çıkmıştır ve Bach’ınkinden çok daha fazla Telemann, Scarlatti gibi çağdaşlarının ve 1710 dolaylarında doğmuş olan ve bazılarınca ön-klasik diye nitelenen bestecilerin üslubundan izler taşır. Ön-Klasik denilen besteciler Kuzey Almanya’da Carl Phillip Emanuel Bach (Johann Sebastian’ın dört müzisyen oğlunun ikincisi), Mannheim’da Johann Stamitz, Viyana’da Mathias Georg Monn ve Georg Christoph Wagenseil ve Milano’da Giovanni Battista Sammartini’dir. İtalyan opera bestecilerinin ve Johann Adolf Hasse gibi, Italyan olmayan ama İtalyan tarzı operalar yazan bestecilerin de apayrı bir yeri vardır.

En azından XX.yüzyılın ortalarına kadar, Haydn (1732-1809) ve Mozart’ın (1756-1791) son eserleri ve Beethoven’in hemen hemen bütün eserleri, bestecilerin ve dinleyicilerin düzeylerini belirleme konusunda mihenktaşı sayılacaktır. Özellikle bu anlamda bu üç besteci “klasik” tir. Onlar tarihte keşfedilmeye ihtiyaçları olmayan ilk bestecilerdir. Bu onlardan önceki bütün bestecilerin büsbütün unutulduktan sonra XX.yüzyılda yeniden hatırlandığı ve Haydn ve Mozart’ın eserlerinin (hiçbir zaman Bach gibi bir köşede keşfedilmei beklememişlerdir), 19. yüzyılda da günümüzdeki kadar tanındığı, anlaşıldığı ve çalındığı anlamına gelmez. Ama Haydn ve Mozart, kendi dönemlerinden günümüze kadar repertuvarda ve dinleyicinin zihninde çok sağlam bir yer edinmişlerdir. Aslında, onlar en büyük eserlerini, o dönemde ortaya çıkan ve istensin veya istenmesin, bugün de müzik hayatımızın temelini oluşturan konserler için yazmışlardır. Aynı şekilde senfonik orkestrayı yarattılar ve (özellikle Haydn) yaylılar dörtlüsünden senfoniye kadar yeni türlerin parlak örneklerini verdiler. Bu bestecilerin piyano sonatlarını ve (özellikle Mozart tarafından) temelden değiştirilen konçerto türündeki eserlerini ve operalarını da anmak gerekir. Senfonik müziği (veya orkestra müziğini) oda müziğinden ayırdılar ve Germen, hatta Viyana müziğinin, birbuçuk yüzyılı aşkın bir süre boyunca bütün Avrupa’ya hakim olmasını sağladılar. Nihayet, bu müzisyenler sanatçının özgürlüğü ilkesini iktidarlara ve topluma kabul ettirdiler.

Klasik üslup 1780-1815 arasında en parlak dönemini yaşadı. Bu dönemde Avrupa’da Fransız devrimini hazırlayan olaylar, sonra devrim, hemen ardından patlak veren olaylar yaşandı. Kökenlerine eğinildiğinde görülür ki Viyana, 1750’ye doğru diğerleri gibi bir merkezdir. Ama en küçük bir kuramsal spekülasyona girişmeksizin denebilir ki, Viyana üslubu-Başlangıçta,mesela Mannheim üslubundan daha az şaaşalı daha az heyecan yaratıcıdır- Ama çok geçmeden ( Haydn’ın 1760’lardaki senfonileriyle kesin olarak), en ileri ve en anlamlı biçimsel ve tonal arayışlarla özdeşleşmiştir. Ve sonunda, 1800 insanları için, tek başına (veya hemen hemen) orkestra müziğinin ve yüksek düzeyli oda müziğinin temsilcisiydi, hatta Viyana üslubu, orkestra müziğiyle tamamen özdeşleşti. Bu bakımdan İtalyadan ve 1789 öncesi ve sonrası Fransasından olduğu kadar, kurumsal etkinliklerin yoğun olduğu, ama Viyana okulunun üstün başarılarıyla kıyaslanabilecek hiçbirşey ortaya koyamayan Kuzey Almanyadan da ayrılır ve Empfindsamkeit tan doğrudan doğruya romantizme geçer. Öte yandan Viyana üslubu, yanlız Kuzeyin ve Güneyin (Italya) değil, Doğu ve Batının da(Haydn, Slav dünyasının çok yakınında doğmuştur) birleştiği bir yer olarak görünür. Son olarak şunu da belirtmek gerekir ki, Viyana üslubunda yanlız değişik halkların değil, değişik toplumsal katmanların duyguları da (1770 e doğru, Kuzey Almanya’da Haydn’ın avama yönelik üzlup özelliklerine karşı gösterdiği sert tepkiler, bunun kanıtıdır) biraraya gelmiştir. Viyana üslubu kültürlü kesime yönelik olanla basit halka yönelik olanı da, aristokratik olanla amiyane olanı, hiçbirine hiçbirşey kaybettirmeden birbirine karıştırdı ve bunların evrensele yönelen bir sanat dünyası doğurduğunu kabul ettirdi.

Bu insanca özelliklere, 1780lerde, 2. Joseph’in hükümdarlığı döneminde, Viyana'nın aydınlanma ruhunun getirdiği entellektüel bir kaynaşma ortamı oluşu da eklendi. Haydn ve Mozart, bu arada olgunluk dönemindeydiler ve bu ortamdan beslenmeyi bildiler. Mozartın sihirli flütü (die Zauberflöte 1791) bunun kanıtıdır, bu eser Viyana ruhunu, dolasıyla dönemin özünü yüceltmiştir. Buna tepkiler gecikmedi, ama Haydn, Yaratılış (1798) adlı oratoryosuyla Beethoven Fideliosuyla (1805-1814) hatta “Metternich Sistemi” sırasında 9. Senfonisiyle (1824) geleneği sürdürdü. 9. Senfoni, bütün insanların kardeş olduğunu ilan etmekle kalmayıp, kesinlik taşıdığı bir çağdan kaynaklanan son sarsıntıdır.

ALINTIDIR


En son Mikan tarafından C.tesi Mayıs 30, 2009 10:01 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
₪Kristal KéLébék₪
Süper Moderatör
Süper Moderatör
avatar

Kayıt tarihi : 04/05/09
Mesaj Sayısı : 4156
Nerden : İzmir
Tavşan : 4663

MesajKonu: Geri: Klasik müzik tarihi   Çarş. Mayıs 27, 2009 3:36 pm

Bunu okudun mu sen?

________________________________________________









Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.rock-forever.yetkinforum.com
Ice_Princess
Moderatör
Moderatör
avatar

Kayıt tarihi : 22/04/09
Mesaj Sayısı : 1340
Nerden : Hatay / Antakya
Tavşan : 1607

MesajKonu: Geri: Klasik müzik tarihi   C.tesi Mayıs 30, 2009 10:00 am

Okudum tabiiki de.Klasik müzik ilgi alanımdır.

________________________________________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Prenses
Alışıyorum Galiba?
Alışıyorum Galiba?
avatar

Kayıt tarihi : 22/04/09
Mesaj Sayısı : 451
Nerden : Trabzon
Tavşan : 469

MesajKonu: Geri: Klasik müzik tarihi   C.tesi Mayıs 30, 2009 4:24 pm

Ben klasık müzik sevmem ama başından birazcık okudum..............
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
.!.eLiF.!.
Alice Profesörü
Alice Profesörü
avatar

Kayıt tarihi : 02/04/09
Mesaj Sayısı : 2104
Nerden : !sTaNßuL
Tavşan : 2233

MesajKonu: Geri: Klasik müzik tarihi   C.tesi Mayıs 30, 2009 8:14 pm

payLasım iCn saoL :) :)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.askherseyedeqer.eniyiforum.org
kelebekçik
Yıldızsız
Yıldızsız
avatar

Kayıt tarihi : 30/07/09
Mesaj Sayısı : 95
Nerden : antalya
Tavşan : 110

MesajKonu: Geri: Klasik müzik tarihi   Ptsi Ağus. 03, 2009 3:22 pm

paylaşım için saol
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
XxXNATSUMEXxX
Alışıyorum Galiba?
Alışıyorum Galiba?
avatar

Kayıt tarihi : 05/05/09
Mesaj Sayısı : 749
Nerden : ANKARA
Tavşan : 811

MesajKonu: Geri: Klasik müzik tarihi   Salı Ağus. 04, 2009 2:11 pm

çok uzun yaaa.gözlerim bozulacak :böhöhöyt:
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.handebecer.azbuz.com/
kelebekçik
Yıldızsız
Yıldızsız
avatar

Kayıt tarihi : 30/07/09
Mesaj Sayısı : 95
Nerden : antalya
Tavşan : 110

MesajKonu: Geri: Klasik müzik tarihi   Salı Ağus. 04, 2009 4:48 pm

bn okudum hoşuma gitti

(ufff gözlerimmm :D :)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
xsakurax
Moderatör
Moderatör
avatar

Kayıt tarihi : 30/05/09
Mesaj Sayısı : 2560
Nerden : alice akademisi
Tavşan : 2789

MesajKonu: Geri: Klasik müzik tarihi   Paz Ağus. 23, 2009 12:09 am

paylaşım için sağol canım

________________________________________________

<3 ASHLEYM <3

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://aliceakademisi.yetkinforum.com/forum.htm
XxXNATSUMEXxX
Alışıyorum Galiba?
Alışıyorum Galiba?
avatar

Kayıt tarihi : 05/05/09
Mesaj Sayısı : 749
Nerden : ANKARA
Tavşan : 811

MesajKonu: Geri: Klasik müzik tarihi   Paz Ağus. 23, 2009 6:12 am

arkdaşlar 0.50 gözlük numarası.bu yazıyı okuduktan sonra doktora gitmenize gerek yok.ben size verim numarasını.önceden deneyimm var :dayi:
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.handebecer.azbuz.com/
xsakurax
Moderatör
Moderatör
avatar

Kayıt tarihi : 30/05/09
Mesaj Sayısı : 2560
Nerden : alice akademisi
Tavşan : 2789

MesajKonu: Geri: Klasik müzik tarihi   Paz Ağus. 23, 2009 8:45 am

çok komiksin :dayi:

________________________________________________

<3 ASHLEYM <3

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://aliceakademisi.yetkinforum.com/forum.htm
 
Klasik müzik tarihi
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Anime nedir..........(Tarihi gelişimi)
» YALOVAnın tarihi ve özellikleri
» Elveda Rumeli dizisinin hatırlattıkları üzerine tarihi anekdotlar üçlemesi
» Nasıl Siteme Üye olurken insanlar orda dogum tarihi cinsiyet ruh hali takım srck
» GÖKTÜRK DÖNEMİ

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
♥ | Gakuen Alice Fan Club © 2009 | ♥ :: Serbest Kürsü :: Müzik Dünyası-
Buraya geçin: